24 Nisan 2011 Pazar

Okuyarak iyileşmek

...Bazı yazarlar yazmanın bir nevi şifa bulma yöntemi olduğunu, bu yüzden yazdıklarını söylerler. Bence yazar yazdıkça iyileşmez. Yazdıklarını okudukça, yazdıklarını duydukça iyileşir. Çünkü o bir bakıma ilk okurudur yazdıklarının. Hepimiz gibi. İnsan, kendi hayatıyla yazılan hikâyenin de ilk okuyucusu değil midir? 

Mustafa ULUSOY

17 Nisan 2011 Pazar

Özgürlük













...özgürlük derken dört duvara hapsolmuştu.Aradığı ve 'özgür' olmakta bulduğu neydi,uzun uzun düşündü.
"Özgürlük,ruhun özgür olmasıydı.Bedeni tutsak olsa bile insan,ruhunun özgürlüğü kadar özgürdü.
Ölürken dahi beden kalıyor ruh bedeni terk etmiyor muydu?Bir yerlere sığmayan hep ruhtu.Şimdi bedeni dört duvara sığmıştı işte ama ruhu sığamıyordu.Ruhu güneşi,gökyüzünü,ruhu çiçekleri,kuşları,ruhu sevdiklerini görmek istiyordu.Ruhu aynada gördüğünü tanımak istiyordu.Göz görüyor beden tatmin oluyordu fakat ruhu tatmin etmek çok zordu...
Ama en kötüsü;bedeni esaretten kurtulduğunda ruhu dünyaya bambaşka bakacakken,gözlerindeki ışıltıyı yılların alacak olmasıydı..."

'Ayrı'lık

 
...Suskunlardı.Böylesi ayrılık vaktini uzatıyordu çünkü.
Konuşmaya başladıklarında dillerinden dökülen;ayrı insanlar oldukları,ayrı dünyalara ayrı gözlerle baktıkları ve bu 'ayrı'lıkların ayrılık getireceği olacaktı...
Bu başlamamış bir hikayeyi bitirmeye çalışmaktı,üstelik bu hikaye yazılmaya sondan başlanmıştı...