"Hayal kırıklığına uğradım, hem de aynı konuda bilmiyorum kaçıncı kez.”
diyordu küçük kız. Düşünüyor, düşünüyor ve sürekli aklına kısa ama ders verici
o hikaye geliyordu: Aksakallı bir bilge kişiye, bir dost ziyaretinde selam ve
hal hatırdan sonra “ Neler yapıyorsunuz?” diye sorulduğunda şu cevabı vermiş:
“Eksik kalan güvenlerimizi tamamlamaya çalışıyoruz efendim.” İşte o da bu
durumdaydı; eksik kalan güvenlerini tamamlamaya çalışıyordu. O kadar çok kişide
güven yığınları kalmıştı ki onlardan ne yaptılar bilmiyordu hala… Güven dediği
kelime neydi, ne anlama geliyordu? Birinin yolunda gözü kapalı gitmek mi yoksa
kendine aynada bakıyormuşçasına onun kendin olduğuna inanmak mı? Düşüncelerin
hep sadece bir noktada kesişmesi mi… Ya da aldatılmak mı etliye sütlüye
dokunmadan, kırmadan bir kuşun kanadını, incitmeden hayalleri… Evet o da bu
bilge gibi içinden çıkıp giden, insanlara boş yere dağıtmış olduğu güvenlerini
tamamlamaya çalışıyordu. Her sabah 1-2-3….diye saymaya başladığı güvenler her
geçen gün bir daha bir daha eksik çıkıyor ve bu sefer de kendine güveni
azalıyordu umutsuzca. Güvenlerini bulutlara dağıtmışken onların bir rüzgar
esintisi ile uçup gideceği kimin aklına gelirdi, öyle kolay da görülmezdi ki
gelecek. Nerden bilebilirdi ki yüreğini açıp içinden paylara ayırdığı güveninin
parçaları dostu tarafından serserice çalınsın ve alsın başını gitsin. Bu onun
yapabileceği bir şey değildi ki… Bu aralar hayal kırıklarının parçalarını yapıştırmakla meşgul, sarsılan
güvenleri telkin etmekte ve gözyaşı damlası ile kırıkların yapışmayacağını her
deneyişte bir daha bir daha öğrenmekte. Ayıp değil üzülmek, kırılmak ayıp değil
ve hatta bunun üzerine ağlamak da ayıp değil. Ayıp olan aldatmak sevdiğini,
dostunu gözünün içine baka baka. Kırıklar ortaya saçılmışken kimin kırdığı
belli değil midir o yüreği, o canı, o kıymeti. Kıymetlisi, yüreği her deneyimle
bir kez daha parçalanırken küçük kız yoluna bakıyor ve yepyeni kararlar alıyor
bu günlerde. Çünkü hayat her haliyle akmaya, kökünü toprağa salan her fidan
yeşermeye devam ederken onun durması anlamsız. Hoş geldin yeniden hayata diyen
her yeni yıl için yeni başarılar hediye etmek istiyor doğum günlerine, işte
sadece bu yüzden yaşıyor, bağlanıyor hayata… Aydınlık olsun tüm dünyamız için
uğraşıyor sadece. Küçücük elleri ile yeni dünyalar kurmaya çalışıyor. Ve sadece
gülümsemek için atıyor her adımını, gülümsetmek için sevdiklerini… Omuzlarında
kelebek kanatları iyi bir şeylerin olmasını bekliyor o sadece… Belki de yaşamı
öğretecek o yüce bilge, sadece ona sığınıyor…
Omuzumda kelebek kanatları..
Ama ben yine de uçamıyorum..
Selam olsun güven sandığımı yerle bir edenlere...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder